Anasayfa » Güncel Hukuk Haberleri » Hukuk Fakültelerinin Önemi ve YÖK’ün Yeni Uygulamaları

Hukuk Fakültelerinin Önemi ve YÖK’ün Yeni Uygulamaları

Anayasa’mıza göre Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devleti olmanın gereklerini de yine Türkiye Cumhuriyeti devleti yerine getirmek mecburiyetindedir. Yine hem Anayasa’mızda ve birçok kanunlarda hukuk devletinin tesisi için maddeler bulunmaktadır.

Hukuk devleti; adalet anlayışının pekiştiği bir ortamda vatandaşlarımızın adil bir şeklide yargı organları huzurunda hak aramaları demektir. Devlet hem adil yargılanma sürecinin güvencesi hem de bunun makul sürede gerçekleşmesi için yeterli eğitimi ve donanımı sağlamak mecburiyetindedir.

Yargı sürecinin aktörleri çoğunlukla hukuk fakültelerinde yetişmekte ve donanımlı birer hâkim Cumhuriyet savcısı ve avukat olarak çalışma hayatına başlayabilmeleri için mezun oldukları fakültelerin ve aldıkları eğitimin önemi büyüktür.

Mezun olduktan sonra bahsi geçen mesleklere başlama süreci eğitim sürecinden kısa olmakta ve yeterli bir hukuk eğitimi ve bu hukuk eğitiminin yanında arzu edilen diğer meslek dışı eğitimin verilmesiyle birlikte donanımlı bir şekilde mezun olmaları gerekmektedir.

Ülkemizde son yıllarda hukuk fakültesi sayısı hızla artmıştır, bu artışın iyi olmasının yanında kötü bir noktaya doğru gittiğini söylemek durumundayız. Biliyoruz ki revaçta olan bir fakültenin sayısının artması hem kalitenin azalması hem de alelade birer fakülteye dönmesi demektir.

YÖK’ün aldığı kararı değerlendirirsek, hukuk fakültelerinin kalitesinin düştüğünü her fırsatta söylemeye çalışan ilgililerin seslerinin duyulduğunu anlamaktayız. Karar yerinde olup hatta geç alınan bir karar olarak bakmak durumundayız.

Öğrencilerimizin ve velilerimizin gözüyle bakarsak bu şok karar bir çoklarının hoşuna gitmedi. Lakin mesleğin onurunu kurtarmak ve kaliteli hâkim, Cumhuriyet savcısı, avukat yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Ancak bu sayede adaletin tecellisi adına Anayasa’mızda güvence altına alınan adil yargılanma hakkının yerine getirilmesi adına yetmez ama olumlu diyebileceğimiz bir adım atılmış olacaktır.

Taban puan uygulamasının yanında açılan hukuk fakültelerinin yeterli öğretim kadrosunun olup olmadığının da önemi büyüktür. Bunun çözümünün hukuk fakültesi açılmadan belli kriterlerin oluşturulması ve yeterli profesör, doçent ve yardımcı doçent, öğretim görevlisi kadrolarının tamamlanıp YÖK’e bildirilmesi ile kılavuza konulması gerekirken YÖK bu sene yeni uygulamasıyla fakültede kaç profesör kadrosu kaç doçent kadrosu, kaçının doktorası olduğunu da kılavuza ekleneceği beyan edilmiştir. Bu çalışma sadece öğrenciyi kaliteli fakülteye yönlendirme amacı gütmektedir. YÖK’ten beklenen ise toplu kriter getirip kılavuza eklemeden önce belli şartları yerine getirmelerinin yolunu açması ve fakültelerin eksik, yetersiz kadroyla yüksek öğretime geçmelerini engellemesi gerekmektedir. Şuan ki uygulaması ise en az altı öğretim kadrosu olan fakültelere kılavuzda kontenjan verilmesi ve öğrenci alımına başlaması şeklindedir. Lakin beş öğretim görevlisi kadrosu ile açıldığını bildiğimiz fakülteler de yok değildir.

Kılavuzdaki bu bilgilerin doğruluğu neden önemlidir?

Çünkü resmi internet sitelerinden bakıldığında görünecek ki yıllar önce ayrılan bir profesörün hala o üniversite kadrosundaymış gibi gösterilip tercih döneminde öğrencilerin doğru bilgilendirilmediği ve gerçek olmayan kadroyla yapılan reklamlarla yanlış tercihe yönlenerek bu sayede birçok öğrencinin gerçeği öğrendiği zaman hayal kırıklığı yaşamış bulunmaktadır. Bunun için alınan bir önlem olduğunu da belirtmek gerekmekte ve haksız rekabet ortamından hem üniversiteler hem de öğrenciler kurtulmuş olmaktadır. Bu küçük ama önemli adımla tüm devlet kurumları gibi YÖK’ün de üniversitelerin şeffaf olduklarını garanti altına alan bir kurum hüviyetinde büründüğünü görmek bizleri mutlu etmektedir.

YÖK’ten beklentimiz taban puan uygulamasının vakıf üniversiteleri yönünden esnetilmemesi ve katı bir biçimde uygulanmasıdır. Birçok vakıf üniversitelerinin hukuk fakülteleri ile ayakta durduğu gerçeğini de göz önünde bulundurarak ve bunu bir geçiş süreci görerek taban puanın belli bir yıl sabit tutulması yerinde olacaktır. Aksi halde YÖK’ün baskı altında kalmaya devam ettiği bir kurum olmaktan kurtulamayacağı aşikardır. Asıl olan alınan doğru kararların uygulanabilirliği ve devamlığıdır. İleriki yıllarda ise kontenjanların azaltılması gibi radikal kararların mutlaka uygulanması gerekmektedir.

YÖK’ün titizlik gösterdiği alanların başında anlaşılıyor ki şimdilik tıp ve hukuk fakülteleri gelmektedir. Bunu takdirle karşılamak durumundayız. Bunun algı oluşturması ve üniversite yetkililerinin diğer bölümlerin de geleceklerini kurtarma adına yeni taban puan uygulamalarının kendi bölümlerine de uygulanması için baskı kurmaları gerekmektedir.

YÖK’te on yılı aşkın üyelik görevlerini başarıyla yürütmüş bir başkanın radikal kararlar almaya devam etmesi ve bu kararlı yürüyüşünde engelleri ödün vermeyerek aşmasını dilerim. Sonuç olarak hukuk ve sağlık bizim için hayati önem taşıyan alanların çağlar boyunca başında gelmiş ve önemi artarak devam edecektir.

Hukuka dair farklı konularda buluşmak dileğiyle hukuk için de kalın. Saygı ve sevgi dolu mutlu bir hafta sizlerin olsun.

İsmail Kaya
ismail.kaya@canlihaber.com

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.

Free WordPress Themes - Download High-quality Templates